Çöplerin Yüzü

Teknolojik gelişmeler kolaylığı beraberinde getirdiği gibi devlet otoritelerini ve otokrasinin de aynı zamanda güçlü bir argümanı olmaktadır. Totaliter rejimler teknolojinin faydalarını kendi lehlerine çevirerek toplumu izleme amacı güdüyor. Günümüzde sokaktaki güvenlik kameralarından, sosyal güvenlik numarasına kadar her şey devlet otoritesinin altında işlenen kişisel veriler olarak karşımıza çıkıyor. Bu kişisel veriler her ne kadar devlet tarafından yasal hak olarak kullanılsa ve izne tabi olmasa da kötü sonuçlar doğurabilir.

Hong Kong’da sokakları temiz tutmak adına başlatılan çalışma bir hayli ilginç. Hong Kong’da “ The Face of Litter ” (Çöplerin Yüzü) kampanyası ile bilim kurgu filmlerini aratmayan bir kampanya başlatıldı. Amaç sokağa atılan çöplerdeki DNA’lardan yararlanarak bunları kimin attığını tespit etmek.

Öncelikle sokaklarda yere atılan çöpler toplanıyor. Çöplerdeki DNA’lar analiz ediliyor ve çöplerin atıldığı mahalledeki insanlar inceleniyor. Bu bilgiler dijital ortamda şekillendiriliyor. DNA ile kişilerin tam olarak resimleri çıkarılamaz ancak saç ve ten rengi, cinsiyetleri öğrenilmesi mümkün.

Bundan yararlanarak suçluların gerçeğe yakın yüz profilleri oluşturuluyor. Bununla da kalmıyor bütün billboardlara afiş olarak asılıyor ve sosyal medyada paylaşılıyor. Çevreci olan bu çalışma Hong Kong ve dünyada yankı uyandırmaya şimdiden başladı.

Her ne kadar çevreci bir uygulama olarak görülse de ileri ki süreçlerde topluma olumsuz etkileri büyük. Amerika’da yıllardır suçluları bu şekilde ifşa eden bir site bulunuyor üstelik üçüncü kişiler tarafından yaratılan bir site değil, tamamen devlet kontrolünde olan bir suçlu ifşa sitesi.

Evet bazen işlenen suçları ifşalamak toplum tarafından hoş karşılanan ve suçları azaltacağına dair bir inancın doğmasına sebep olan bir çalışma olarak görülebilir. Fakat her ne kadar bu inanca sahip de olsak olay göründüğünden çok farklı. Toplumlar suçları baskılamak amacıyla cezalar ve kanunlar geliştirmişlerdir. Her toplumda bulunan bu norm yapıları kişilerin haklarını tam anlamıyla koruduğu zaman işlevsellik kazanır. Bu gibi ifşa mekanizmalarının söz konusu olması sanığı korumayacağı için adalete olan inancı da haliyle zedeleyecektir.

İşin hukuki boyutundan tam anlamıyla çıkmadan teknolojik yükümlülüklerini de ele alacak olursak, teknoloji kötüye kullanıldığı zaman var olan tüm haklarımızı da beraberinde elimizden alacaktır. Çöp atanları ifşalamak her ne kadar teknolojik olarak ve çevreci olarak harika da olsa özgürlüklerimizi de fevkalade kısıtlayacaktır.

İzlenen ve baskılanan bir toplum özgürlükleri sınırlandığı oranda yaşama şansına sahip olurlar. Ve özgür düşünce ortamı yaratamayan toplumlar gerilemeye ve geçmişte kalmaya devam ederler. Özgürlükler toplumun tümüne yayıldığı zaman bilim ve teknoloji ilerleme gösterir.

Teknolojik aletlerle her an izlenmek ve bunların özgürlük lehine –bu tarz ifşa mekanizmalarıyla- gasp edilmesi yaşam ve düşünce özgürlüğü gibi anayasal hakları tamamıyla yok edecektir.

Dipnot: George Orwell’ın 1984 romanı bu konuda şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitaptır.

REFERANSLAR:

 – https://bigumigu.com/haber/hong-kong-sokaklarini-kirletenler-dna-analizleri-yapilip-desifre-ediliyor/