Sosyal Mesafeli Öpücük: Kissenger !

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir şey var; Sosyal Mesafe.

Sevgimizi ve bazı hislerimizi temaslarımızla gösteririz. Temas olmadan hislerimiz tam anlamıyla karşı tarafa da geçmez. Çünkü temas ilgili siniri harekete geçirir ve beyine bu yönde bir hormon salgılaması için emir verir. Daha sonra beyin ona uygun hormonu salgıladıktan sonra biz ya mutlu olur ya da üzülürüz, tabi sadece bunlar değil sayısız duygudan bahsediyoruz.

Fakat son zamanlarda yaşadığımız virüs sebebiyle temastan kaçınır olduk. Sarılmalarımız ve tokalaşmalarımız bir yana kaldı. Fakat 1620 yılında değiliz ya da 1920 yılında…

Teknoloji elimizde olduğu sürece de aslında tam anlamıyla uzak kalamıyoruz. Londra’daki bir şirket sanki bugünleri görür gibi bir şey tasarladı; Kissenger !

Kissenger, dünyanın ilk öpüşme uygulaması(kiss messenger) olarak tanıtılıyor. Reklamında Londra’daki torunun, Tokyo’daki büyükannesini kolaylıkla öpebileceğini anlatılıyor. Cep telefonuna takılan dokunmaya duyarlı aparat, dudağınızın verdiği hissi karşı tarafta takılı olan aparata aktarıyor. Karşı taraf da kendi aparatının dönüştürme kabiliyeti sayesinde mesafeye rağmen onu öptüğünüz hissini deneyimliyor.  Yine reklamın diliyle, ‘’ uzun mesafe ilişkisi yaşayan çiftler, seyahat halindeki aileler, idoller ve onların hayranları’’ kissenger sayesinde buluşuyor. Artık gökkuşağına varmaya gerek yok. Onu dudağınıza getiriyoruz.1

Sosyal mesafeli olduğumuz şu günlerde en büyük ihtiyaçlarımızdan biri de sevdiklerimizi hissetmektir. Şu an için kissenger buna yarar gibi görünüyor. Fakat her güzel elmanın içinden mutlaka kurt çıkabiliyor.

Kissenger ve Hukuk İhlalleri

Sosyal medya günümüzde çok aktif hale geldi. Son zamanlarda kişisel saygınlığın ve linç kültürünün hızla arttığı bir savaş makinesine dönüşüyor. Pek tabi bunun yanında bir sürü suç türü de ortaya çıkıyor. Mahremiyet alanlarının ihlal edildiği, çocukları suçlara özendirme gibi birçok gayriahlaki oluşumlara zemin hazırlıyor. İyi yanları da yok değil ama kötü yanları iyi yanlarından daha fazla.

Gelin haklarımızı öncelikle Anayasa çerçevesinde inceleyelim. Daha sonra sahip olduğumuz bu haklara Kissenger ne kadar engel olur, ne gibi yeni suç türleri yaratır ona bakalım.

Anayasamızın 20.maddesi özel hayatın gizliliği hakkında şunu söyler:

‘’ Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.’’

Kissenger özel hayatın gizliliği konusundaki birçok konuyu ihlal edebilir. Farz edelim ki, kız arkadaşınızın telefonu hacklendi ve ona istemediği öpücükler atılmaya başlandı. Bu durumda sorumlu kim olacak üretici firma mı yoksa hackleyen kişi mi?

Yapay zeka ve hukuk başlığı bu hikayenin tamamında etkili olan bir konu. Kimileri buradaki hukuki sorunları tartışıyor. Mesela bir kimse, torunun internet bağlantısını hackleyip büyükanneye giden öpücüğü alakasız, onlarca kişiye göndermiş olsun. Hatta bu kişilerden bir kısmı tanımadıkları bir kimseden gelen öpücüğü kabul etsin. Burada şirketin sorumluluğu ne olacak? Bunun gibi fikri mülkiyet hukuku bakımından veri tabanlarının durumu, robotların icatlarının telif hakkının sahipliği, patent verilebilirliği, robotların hukuki statüsü vb. yapay zekanın yaygınlaşmasıyla karşılaşılan hukuki sorunlara örnek teşkil eder.2

Bu tarz durumlarda kişilerin özel hayatlarının gizliliğini ihlal eder. Dilerseniz bu duruma bir de Türk Ceza Kanunu açısından bakalım. Kanımca, kissenger aparatında ihlal edilen hak taciz suçunu tamamıyla oluşturmayacaktır. Bu yüzden TCK kapsamında ‘taciz’ suçundan değil, ‘kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçu üzerinden incelemek gerekir.

Türk Ceza Kanunu 123.madde de ‘kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçunu şu şekilde tanımlar:

‘’ Madde 123 – (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.’’

Neden bu suç üzerinden inceleme gereksinimi duyduğumu da belirtmek isterim. TCK kapsamında ‘Cinsel Taciz’ suçu 105.madde de düzenlenmiştir. Fakat kissenger olayında taciz boyutuna varan olaylar cereyan etmesi pek söz konusu olamaz. Her ne kadar haklarımıza bir saldırıda söz konusu olsa tam anlamıyla illiyet bağı bulunmadığı kanaatindeyim. Bu olayda TCK m.123 uygulanması açısından daha sağlıklı olacaktır.

Maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere ‘…aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde…’ ifadesi olay için uygun görünmektedir. Bu açıdan değerlendirmek cezalandırılmanın adil olması açısından büyük önem taşımaktadır. Fakat bu görüşler henüz bu aparat için sübjektif düşüncelerdir. Robotların ve yeni gelişen teknoloji hukukunun konuşulması gereken en büyük konularından biri de mahremiyetin bu tarz uygulamalarla ihlal edilmesidir. İleride evrensel sorunlar haline dönmeden, bir yara bandı bulmak şart olacaktır.

Kissenger şu an için çok sevimli görünüyor. Ama ileride ne gibi sorunlara yol açacak hepimiz yaşayıp göreceğiz. Sosyal mesafeli olduğumuz ve virüsten olduğunca uzak kalmaya çalıştığımız şu günlerde kissenger bizim için sadece iyi bir dost.

REFERANSLAR:

1-Dönüşen Toplum-Dönüşen Hukuk 3:Phronesis,Sümer Kitabevi,Aralık 2018

2- Ersoy,2018: 51 vd.

2- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf (TCK)

3- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf (Anayasa)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *