Yapay İnsan Gözü Tasarlamak: EC-Eye

Göz, en karmaşık biyolojik yapıya sahip organlardan bir tanesi. Bu yapısı sayesinde çok geniş bir görüş açısı sağlamasının yanı sıra hem uzağı hem yakını detaylı bir şekilde işler ve ayrıca çevre, ışık koşullarına göre de inanılmaz bir uyum sağlar. İçinde bulundurduğu sinir ağlarına, katmanlarına, milyonlarca fotoreseptörlere ek olarak bir de küresel şekle sahip olması, onun kopyalanmasını oldukça zorlaştırıyor.

Tüm bu zorluklara rağmen Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bilim insanları bu alanda çalışmalarına devam etti ve ışığa duyarlı süperiletken perovskit maddesi ile biyonik bir göz geliştirdiler. “Elektrokimyasal Göz” (EC-Eye) adını verdikleri bu biyonik göz, bir insan gözünü kopyalamayı bırakın çok daha fazlasını yapmak üzere.

 

 

Şu an sahip olduğumuz kameralar aslında görme işlevinin bir kopyası gibi gelebilir. Fakat küçük boyutlar için çözünürlük ve görüş açısı tam olarak insan gözünün özelliklerine sahip değil, daha çok mikroçip gibi çözümler kullanılır. Fakat bunların küresel bir yüzeyde tasarlanması önceden de söylediğimiz gibi o kadar kolay olan bir işlem değil. Peki EC-Eye bunu nasıl yapıyor?

Elektrokimyasal göz, temel olarak 2 parçadan oluşuyor diyebiliriz. Ön tarafında insan irisinin görevini yapan bir mercek bulunmakta. Yine aynı tarafta elektrik yüklü bir sıvı ile doldurulmuş alüminyum bir kabuğa sahiptir. Bu sıvı aslında insan göz yapısında “Vitre” olarak bildiğimiz gözün içini dolduran jel şeklinde biyolojik bir sıvıdır.

 

 

EC-Eye’ın arka kısmında ise oluşturulan elektriksel aktiviteyi işlemek üzere bilgisayara gönderen teller bulunmaktadır. Teması gerçekleştirmek adına da silikon bir göz yuvasına sahiptir. Son olarak, ve en önemlisi, algılamayı gerçekleştiren hassas nanoteller. Bu nanoteller o kadar hassas bir yapıya sahiptir ki yanıt hızları, normal bir insan gözündeki fotoreseptörlerden daha hızlıdır. Nanoteller üzerinde oluşan elektriksel reaksiyonların bilgisayara iletilmesi ile de iletim gerçekleşmiş oluyor. Tabii bu şekilde anlatınca çok kolay bir işlem gibi gözükse de aslında teknolojinin sınırlarını zorlayan bir uygulama. Tüm bu işlemlerin insan gözünü arka planda bırakacak bir güçte ve özellikte çalışması ise daha da merak uyandırıcı. 

Nasıl çalıştığını görmek adına, EC-Eye ve bilgisayar arasında bir arayüz oluşturuldu ve bu arayüz sayesinde EC-Eye’a bazı harfler gösterildi. Çıkan algılama sonucunda daha yüksek çözünürlükte görüntü elde edildiği kanıtlandı. İleriki aşamalar için çok daha kompleks testlerle karşı karşıya gelecek ve geliştirilmesi için çalışmalara devam edilecek.

 

 

Bu biyonik gözün insan gözü yerine geçebilmesi için daha birçok testten geçmesi gerektiği çok açık özellikle her ne kadar küçük bir cihaz gibi görünse de nanotellerin bilgisayara işlenmesi için bağlanması aşaması şu an bir sorun yaratmakta. Söz konusu çok fazla nanotel olunca bunların yerleştirilmesi ve pratik şekilde kullanılması oldukça zor gözüküyor, yani bu biyonik gözlerin ticarileşmesi, herkes tarafından kullanılabilmesi, biraz daha uzun bir zaman alabilir. Ama şimdilik, gelecek için büyük bir umut veriyor. 

İnsan gözünün algılayamadığı şeyleri de yapabileceği bir noktaya gelirse eğer, çok fazla özelliğe sahip bir potansiyelinin olduğu söylenebilir. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz ve “Bunlar sadece filmlerde olur zaten.” dediğimiz kayıt almak, çok uzağı görmek, gece görüşü, başka dalga boylarında frekansları görüntüleme artık o kadar da ulaşılmaz değil gibi duruyor. Bunlar nasıl telefon kameraları ile bile çok rahat bir şekilde yapılabiliyorsa işin içinde yapay zekanın da olduğu üst düzey teknolojik uygulamaların bunu kolaylıkla yapabileceğini tahmin etmek aslında o kadar da zor değil.

Yapay Zeka her alanda bir parçamız olmaya başladı bile.

 

Kaynakça:

Looking to the Future: Creating an Artificial Eye

https://www.nature.com/articles/s41586-020-2285-x.pdf?origin=ppub

https://tr.euronews.com/2020/05/21/insanlar-ve-robotlar-icin-gelistirilen-biyonik-goz-ilk-testleri-gecti-potansiyelde-s-n-r-y

Film “Her” Üzerinden İnsan-Makine Etkileşimine Bir Yaklaşım

7 yıl önce, Spike Jonze yönetmenliğinde, özünde klasik bir romantizm içermesine rağmen çok da klasik olmayan bir film yayınlandı: Her. “Her” izlerken, oradaki evrenin teknoloji ve kurulan düzen bakımından günümüzden uzak olduğunu, hatta ütopya sayılabileceğini görüyoruz. Yine de o kadar uzak olduğunu söyleyebilir miyiz? Gelecekte bizlerin makinelerle etkileşimi nasıl şekillenecek?

ALGORİTMİK IRKÇI ”TAY”

ALGORİTMİK IRKÇI ”TAY”

Irkçılık insanlığın varoluşundan beri süregelen ve kanayan bir yara. Üstünlük konusunda insanların tartışmaları yetmezmiş gibi şimdi sıra yapay zekalara geldi. Evet ırkçılık yapan bir yapay zekadan bahsediyoruz. Aslında bir bakıma ırkçılığı öğreten de bizleriz. ‘’Tay’’ ilk olarak dünyayı eğlenceli ve naif bir şekilde selamlamıştı. Sonrasında ise tam bir silaha dönüştü.

 

 

‘’Tay’’ isimli yapay zekadan bahsetmeden önce algoritmanın tanımını bilmekte fayda vardır.

Algoritma Nedir ?

Bir sorunu çözmek veya belirlenmiş bir amaca ulaşmak için tasarlanan yola, takip edilen işlem basamaklarına algoritma denir. Algoritmalar açıkça belirtilmiş bir başlangıcı ve  sonu olan işlemler kümesidir. Amaca ulaşmak için işlenecek çözüm yolları ve sıralamaları belirlenir ve algoritma bu sırayı takip ederek en mantıklı çözüme ulaşır. İlk algoritma, El-Harezmi’nin ‘Hisab-el Cebir ve El Mukabala’ kitabında sunulmuştur ve algoritma kelimesi de El-Harezmi’nin isminden gelmiştir. Algoritma terimi genellikle matematikte ve bilgisayar bilimlerinde karşımıza çıkmaktadır.

Yapay zekalar işte bu algoritmalara sayesinden çalışır. Tasarladığınız yola göre en optimum olan seviyeyi bulur ve size sunar. Tabi bu yolu siz öğrettiğiniz içinde nasıl yollar sunarsanız size ona göre cevaplar sunar. ‘’Tay’’ isimli yapay zekaya da aynısı olmuştu.

‘’Tay’’ Nedir ?

Tay, Microsoft tarafından 23 Mart’ta hizmete sunulan bir chatbottu. Yapay zekanın en büyük özelliği internette gördükleri ve okudukları şeyleri öğrenebilmesiydi. Ancak görünüşe göre Tay isimli yapay zeka, hizmete sunulduktan birkaç gün sonra yoldan çıktı ve ırkçı oldu.

Şirket, Tay adını verdiği chatbot için Twitter’de bir hesap

– Soykırımı destekliyor musun ? – Aslında destekliyorum.

açmış ve insanları onunla sohbet etmeye davet etmişti. Amaçları yapay zekayı geliştirmek ve insanlarla güzel sohbetler etmesini sağlamaktı. Fakat olay hiç umdukları gibi gitmedi ve Tay tam bir yapay ırkçı haline geldi. Hatta Hitler’i ve soykırımı destekleyen şiddetli bir taraftar bile olmuştu.  

Bu projede 18-24 yaş grubunu hedefleyen Microsoft, Tay’in amacının “gündelik, esprili sohbetler yapmak” olduğu belirtmiş ve şöyle demişti:

“Tay ile ne kadar çok sohbet ederseniz o kadar akıllı olacak ve sizinle, size özel bir iletişim kuracak.”

Ancak devreye girmesinin üzerinden 24 saat geçmeden Tay’a, Nazi sempatizanı, ırkçı ve soykırım destekçisi gibi mesajlar yazmak ve küfretmek “öğretildi.”

 

”Sakin olun ben iyi biriyim. Sadece herkesten nefret ediyorum.”

 

Sonradan anlaşıldığına göre aslında ‘’Tay’’ iyi biriydi. Fakat bir sorunumuz daha vardı. İnsanlardan nefret ediyordu. İnsanlardan nefret etmesinin en büyük sebeplerinden biri de ona öğrettiğimiz kendi zayıflıklarımız olsa gerek.

Tabi bunun üzerine Microsoft daha fazla dayanamadı ve fazla bir zaman geçmeden ‘’Tay’’ isimli yapay zekayı durdurdu. Şirket yetkilileri bunu açıkça doğrulamadı ancak “bazı düzenlemeler yaptıklarını” bildirmekle yetindi.

Bazı kullanıcılar ise Microsoft’un müdahalesini eleştirerek #justicefortay (#tayiçinadalet) kampanyası başlattı, yazılım devinden yapay zekanın “doğruyu ve yanlışı kendi kendine öğrenmesine izin vermesini” talep ettiler.

‘’Tay’’ kodlama karmaşasının içine gömülüp giderken belki daha iyi ve sevecen duygularla bize geri dönmek için kendi sonunu hazırladı. Bir gün daha sevecen bir ‘’Tay’’ ile görüşmek ümidiyle…

 

Yazıma Isaac Asimov’un şu sözleriyle son vermek istiyorum:

‘’Düşüncem iki yönlü: İlk olarak robotları kendi yaratıcılarını yok edecek canavarlar olarak görmüyorum. Çünkü robotları yapan insanların, kendi güvenliklerini sağlayacak vasıtaları da yine robotların içine koyabilecek kadar bilgi ve yetenek sahibi olacaklarını düşünüyorum. İkinci olarak robotların ya da genel anlamda makinelerin, bizlerin yerine geçebilecek kadar zekâya sahip oldukları anda bunu yapmaları gerektiği fikrindeyim. -Isaac Asimov

 

 

 

REFERANSLAR:

GOOGLE ASİSTANI DUPLEX

Bu yazımda sizlerle google’ın 2018 yılında düzenlediği konferansta tanıtmış olduğu ve halen geliştirilmesi sürdürülmekte olan duplexi açıklamaya çalıştım.

Yapay Zeka’nın Son Ürünü : Squidbot

Yapay zekanın artık deniz altında da boy gösterdiği bir dönem başlıyor diyebiliriz. Geliştirilen ürünlerin kalitesi günden güne daha iyi duruma gelmektedir. Üretilen projelerin devamlılığı sağlanabilirse, bu alanda çalışıp katkı sağlayacak insanlar olacaktır